28 Aralık 2012 Cuma

Risk...Leo Buscaglia


Gülmek; “Saf” denme riskini göze almaktır.

Ağlamak ise; “Duygusal” görünme riskini.

Birine yakınlaşmak; “Kendini kaptırma” riskini,


Duygularını açmak; “Kendini ortaya koyma” riskini,

Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise;

“Onları başkalarına kaptırma” riskini göze almaktır.

Sevmek; “Karşılık görememe” riskini…

Yaşamak ise; “Ölme” riskini göze almaktır.

Umutlanmak; “Hayal kırıklığına uğrama” riskini,

Çabalamak ise; “Başarısız olma” riskini göze almaktır…

Ama riskler yaşanmalıdır. Çünkü hayatımızın en büyük riski, hiç risk almamaktır. Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden korunabilir; Ama Büyüyemez, sevemez, değişemez, hissedemez, öğrenemez. Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken, bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder. Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür.

Leo Buscaglia

Hayal... Haşmet Babaoğlu


Kalbimizi Kırabilirler,razıyız buna.(biraz ağlar ferahlarız!)
Gururumuzu Kırabilirler.(Zor da olsa dayanıyor insan!)
Her şeyi Kırıp dökebilirler.(Toplar toplaştırır, yapıştırırız hepsini!)
Ama hayal dediğimiz o şey var ya işte onu kırmasınlar...


Haşmet Babaoğlu

Acıya Gülmek... Seyduna Türküleri/Hakan Yeşilyurt



Öpüyorsam ayrılığı gözünden
Geçiyorsam bir çiçeğin özünden
Görüyorsam gözlerinin içinden
Sana olan sevdamdandır bilesin

Meğer ne yalnızız insan olmuşsak
Yaprak gibi dalda sessiz solmuşsak
Yeri gelmiş acıyada gülmüşsek
Sana olan sevdamdandır bilesin

Karşılıksız sevebilmekse sevda
Gerçek seven küle dönmüş her çağda
Elim kolum bağlanmışsa kıyında

Sana olan sevdamdandır bilesin
Seydunayım gebermişse kıyında
Sana olan sevdamdandır bilesin...

 
söz-müzik: tunay bozyiğit

28 Ekim 2012 Pazar

Diyelim... İbrahim Tenekeci



"Kalbimizi kıranlara şunu diyelim: “Esirgemez kokusunu, dalını kırandan da erik çiçeği."
İbrahim Tenekeci

23 Ekim 2012 Salı

Eylemini Niyetine Kurban Et... İyi Bayramlar


"El-Farah Seb'ate Eyyâm vel Huzn Tûlül Ömr"...İbni Ebid



 
-"El Farah Seb'ate Eyyâm vel Huzn Tûlül Ömr..." Sevinç yedi gün sürer, hüzün bir ömür boyu

Bu Gece En Hüzünlü Şiiri Yazabilirim... Pablo Neruda

Okuyan: Ceyhun Yılmaz


Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Şöyle diyebilirim; "Gece yıldızlarla dolu"
Ve yıldızlar masmavi, titreşiyor uzakta
Şarkılarla dönüyor gökte gece rüzgarı
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara
Kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece
Kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında
Sevdi beni o, ben de bir ara onu sevdim
O durgun, iri gözler sevilmez miydi ama?
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Yokluğunu düşünüp, yitmesine yanmakla
Duyup geceyi, onsuz daha engin geceyi
Ota düşen çiy gibi düşmekte şiir cana
Ne çıkar sevgim onu alıkoyamadıysa?
Gece yıldız içinde, o yakın değil bana
Hepsi bu. Uzaklarda şarkı söylüyor biri
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
Gözlerim arar onu, sanki yaklaşmak ister
Yüreğim arar onu, o yakın değil bana
Aynı gece ağartıyor aynı ağaçları
Bizler, ah, o zamanki bizler değiliz ama
Artık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştim
Sesim arar rüzgarı, ulaşmak için ona
Ellere yar olur, öpmemden önceki gibi
O ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarla
Artık sevmiyorum ya, severim belki yine
Ne uzundur unutuş, ah ne kısadır ayrılık
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
Böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü
Belki bana verdiği son acıdır bu acı,
Belki son şiirdir, bu yazdığım şiir ona
Pablo Neruda

Nedir?...Özdemir Asaf


“Gecemidir insanı hüzünlendiren yoksa insanmıdır hüzünlenmek için geceyi bekliyen gecemidir seni bana düşündüren yoksa benmiyim seni düşünmek için geçeyi bekleyen…”
Özdemir Asaf

18 Ekim 2012 Perşembe

Adının Sevda Olma İhtimali Var...Şirvan Çelik



 
 
Öyle yürekten gözlerime bakma ey yar!
Gözlerimin sende kalma ihtimali var
Gözlerim sende kalırsa neylerim ey yar!
Yüreğimin seni sevme ihtimali var

Yaklaşma bu kadar yürek tenime ey yar!
Tenimin yanıp kül olma ihtimali var
Alıştırma varlığına bu kadar
Yokluğunun yokluğum olma ihtimali var

Sevdan içimde kök saldığı günden beri
Yeşeren ümitlerimin tükenme ihtimali var
Adı güzel olan her şeyin karşısındayken sen
âma bir aşkın içimde kaybolma ihtimali var

Adını kazıma yenik yüreğime ey yar!
Yüreğimden silememek ihtimali var
yüreğimin sevdaya karşı incedir boynu
Git… Gelme ey yar!
Adının sevda olma ihtimali var.


Şirvan Çelik Zengin

Kitlelerin Dehası...Charles Bukowski



Ortalama insanda
Herhangi bir günde herhangi bir orduya
yetecek kadar ihanet,
nefret, şiddet
ve saçmalık vardır.
ve Cinayet konusunda En Becerikliler
Cinayet Karşıtı vaaz verenlerdir
VE Nefreti En İyi Becerenler
Sevmeyi Vaaz Edenlerdir
VE-SON OLARAK-
SAVAŞI EN İYİ BECERENLER
BARIŞ VAAZI
VERENLERDİR

Tanrıyı Vaaz Edenlerin
Tanrıya İhtiyacı Var
Barış Vaaz Edenlerin
Huzuru Yok
SEVGİYİ VAAZ EDENLER
SEVGİSİZDİR
VAAZ VERENLERDEN SAKININ
Bilmişlerden Sakıının.

DURMADAN
KİTAP
OKUYANLARDAN
Sakının
Yoksulluktan Nefret Edenlerden
Ya da Gurur Duyanlardan Sakının
Övgü Göstermekte Hızlı Davrananlardan SAKININ
Karşılığında ÖVGÜ Beklerler

Sansürlemekte Hızlı Davrananlardan SAKININ
Bilmedikleri Şeylerden
Korkarlar

Sürekli Kalabalıkları Arayanlardan Sakının;
Tek Başlarına
Bir Hiçtirler

Ortalama Erkekten
Ortalama Kadından
Sakının
Sevgilerinden SAKININ

Sevgileri Vasattır, Vasatı
Aranır Dururlar
Ama Nefretleri Dahiyanedir
Nefretleri Seni Beni
Herkesi Öldürebilecek Kadar
Dahiyanedir.

Yalnızlığı İstemezler
Yalnızlığı Anlamazlar
Kendilerinden Farklı
Herşeyi
Yoketmeye
Çalışırlar

Sanat
Yaratamadıklarından
Sanatı
Anlayamazlar
Yaratma Başarısızlıklarını
Dünyanın Beceriksizliğine
Yorarlar

Kendileri Tam Sevemedikleri İçin
Senin Sevginin
Eksik Olduğuna İNANIR
VE SENDEN
NEFRET EDERLER

Ve Nefretleri
Parlak Bİr Elmas
Bir Bıçak
Bir Dağ
Bir KAPLAN
Bir Baldıranotu Gibi
Mükemmeldir

En Usta Oldukları
SANATTIR
NEFRET!

Charles Bukowski.../Kitlelerin Dehası
Yazar Hakkında bilgi için buyrun wikipedia linkine

Üzülme...Mevlana



Üzülme!..
Dert etme can!..
Görebiliyorsan, dokunabiliyorsan, nefes alabiliyorsan, yürüyebiliyorsan......
Ne mutlu sana!..
Elinde olmayanları söyleme bana...
Elinde olanlardan bahset can!
Üzülme!..
Geceler hep kimsesiz mi geçecek?.....
Gidenler dönmeyecek mi?..

Yitirdiğin her ne ise; bir bakarsın yağmurlu bir gecede..

Veya bir bahar sabahında karşına çıkmış...

Bil ki! Güzellikler de var bu hayatta..
Gel Gitlerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin?..
Hüzün olgunlaştırır ...
Kaybetmek sabrı öğretir...!

Hz. Mevlana

Olsa Gerek..Ü.Yaşar Oğuzcan


Bir papatya tarlası düşün
İlkbahar ayı
Ve sen onun yanından geçen yolda yürüyorsun
Ve o papatya tarlasında bir papatya dikkatini çeker
Binlercesinden birisidir, ama sen onun yanına gidersin
Onda seni çeken bişeyler vardır
O papatyayı olduğu yerden koparırsın
Sadece senin olsun istersin
Sadece senin öleceğini düşünmeden ve gidersin o tarladan
İçindeki şiddetin durduramadığı bir benciliktir ama bir o kadar güzel ve hapsedici
TUTKU bu olsa gerek.
Yine o tarlanın kenarındaki yoldayürüyorsundur
Yine milyonlarcası arasından bir tanesi seni çeker
Yaklaşırsın yanına
Gözlerin başkasını görmez olur o an
Onun için her şeyi yapmak istersin
Dokunmak istersin, dokunamazsın
Orda onunla ölmek istersin
Ama birden hafif bir rüzgar eser ve bir başka güzel çiçek kokusu gelir burnuna
Dayanamazsın onun kokusuna unutturur her şeyi bir anda ve o kokunun geldiği yöne gidersin
Diğer papatya orda kalmıştır
Yüreğinin bir kenarında
Paylaşılmamış birçok şey vardır
Unutamaz belki ama geri de dönemezsin ona
AŞK bu olsa gerek.
Yine o yoldasın
Papatya tarlasının yanından geçen
Ve yine bir papatya milyonlarcasının içinden seni çeker, gidersin yanına
Orda kalakalırsın
O hiç ölmesin diye her şeyi yaparsın
Tüm gücünle onla olmak istersin
Ondan seni koparacak hiçbir güç olmadığına inanırsın ve orda onunla ölene dek birlikte kalırsın
SEVGİ bu olsa gerek...
 Ümit Yaşar Oğuzcan

13 Ekim 2012 Cumartesi

Süveyda..İskender Pala


"Burası kalbinin en değerli yeridir. Burada siyah bir nokta vardır. Canın canı, sevenin cananı buradadır. O nokta, yoğun bir damla kandan ibarettir. Adına 'süveyda' yahut sevda derler. Siyaha çalan rengi yüzündendir bu isim. Çünkü sevda, kara talih içinde, o kara kan damlasında büyür. Bütün tecelli denizleri, bütün aşk fırtınaları, işte o bir damla kanda dalgalanıp çırpınır. Aşırı sevgi bu damlayı tahrip edip dağıtırsa, parçaları bütün vücuda dağılır. Aşk, işte bu dağılmanın adıdır ve o dağılırsa Âşık artık ne yaptığını bilmez olur." İskender PALA/ OD


7 Ekim 2012 Pazar

İnsan... Tarık Tufan




Hevesleri
beklentileri, erteledikleri
kursağında kalmış kelimeleri
kaçırılmış bakışları
gizledikleri
bitirilmemiş mektupları
susuşları ve istemsiz veda edişleriyle
tamamlanmamış bir cümledir; İnsan


Tarık Tufan

Kirpi...Kahraman Tazeoğlu

 
"Sizin hiç, varlığı yokluğunuz olan bir aşkınız oldu mu?
Ve içinde "kal" saklayan bir "git"iniz?
Benim oldu...
Ya sizin hayalleriniz sevdiğinize bir beden büyük gelir,
Ya da sevdiğinizin aşkı size dar...
Sıkar, boğar...
Vazgeçmezsiniz.
Vazgeçmedikçe de boğulmaya devam edersiniz.
Varlığı, sizi yok edecekmiş gibi yaşatır, yokluğu ölür gibi...
Dedim ya işte ne yapsanız olmaz.
Donarak ölmek üzere olan iki kirpi gibisinizdir...
Isınmak için ne kadar birbirinize yaklaşırsanız,
o kadar birbirinizi yaralayacaksınızdır;
Uzaklaşsanız soğuktan öleceksinizdir."

K.Tazeoğlu

Sır... Dilek Akın


Gözlerinin değdiği yerden kaçırıyorum gözlerimi
Devrik cümlelerin enkazından süslü kelimeler çıkarıp
Saçlarıma taktığında..
Bir şiirin orta yerinde sırtımı dayamış mısralara
Bir aşk yakarışını duymazlıktan gelirken
...Gölgemden düşen ‘Sen’leri topluyorum..
Benim hiç şiirim olmadı
Sana bir sır vereyim;
Ben de şair değilim..

Dilek Akın

Göçebe... Bekir Erdoğan


Şimdi tam da bir imparatorluğu işaretli yerlerinden yıkacaktım belki de şu öptüğüm duvar devrilmese ne olurdu
karpuz, peynir ve ekmek.
canım istedi.
can bu
bu
ister işte olur olmaz şeyleri.
gideyim
işim var ,yolum uzun
kedilere semah öğreteceğim.

belki de dua.
esrik
biraz eksik
sis gibi

devrilmese iyiydi ama,
konuşamadım,
bir ateş bulup
ruhumu en ince yerinden ateşe vereyim.
bir de sigara yakayım.

göçebeyim, alışkınım aslında
imparatorluk yıkmak da neyime.

4 Ekim 2012 Perşembe

Gölge...Halil Cibran



Güneşe Sırtını Dönen, Kendi Gölgesinin Peşinden Gider.
Halil Cibran

3 Ekim 2012 Çarşamba

Anladık İyisin...Bertolt Brecht



Madem iyisin
anladık iyisin,
ama neye yarıyor iyiliğin.

seni kimse satın alamaz,
eve düşen yıldırım da
satın alınmaz
anladık dediğin dedik,
ama dediğin ne?
doğrusun, söylersin düşündüğünü,
ama düşündüğün ne?
yüreklisin,
kime karşı?
akıllısın,
yararı kime?
gözetmezsin kendi çıkarını,
peki gözettiğin kimin ki?
dostluğuna diyecek yok ya,
dostların kimler?

şimdi bizi iyi dinle:
düşmanımızsın sen bizim
dikeceğiz seni bir duvarın dibine
ama madem bir sürü iyi yönün var
dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
iyi tüfeklerden çıkan
iyi kurşunlarla vuracağız seni
sonra da gömeceğiz
iyi bir kürekle
iyi bir toprağa.

Bertolt Brecht
(En İyi olanlara ithaf edilmiştir..)

1 Ekim 2012 Pazartesi

Ne Aşklarım Oldu Benim... Ceyhun Yılmaz


Ne aşklarım oldu benim.
Sende bir şey misin?
Sabahlara kadar ağladım mesela durmadan.
Görenlere en yakınımı kaybettim dedim.
Gözyaşlarıma yalan.
Ne aşklarım oldu benim.
Sende bir şey misin?
Çocuğumu elimden almışlar gibi çektim öksüzlüğünü.
Hiç durmadan koştum yağmurlar içtim adım adım.
Ne aşklarım oldu benim.
Hepsi bir yana.
Bu şiirin sahibi yine de sensin!

Ceyhun Yılmaz

Delil...Ceyhun Yılmaz



 
Birini seversin...
Ve başlamak kadar hakkın olabilir bitirmek bir aşkı.
Çok üstüme geliyordu.
Dur demesem ben üzülecektim demeçlerin.
Hafifletmez cezanı.
Eğer arkanda bıraktığını görmek bile istemiyorsan.


Kaçtığın bir suç var.
Ve her katil gibi suç işlediği yere bir kere de olsa.
Geri dönmek istersin.
Kendisine konduramaz katilliği insanoğlu.
Can almadım der her suçlu.
Cinayet gibidir aşk acısı.Ve yakalanmak için delil bırakmaz bazıları.

Ceyhun Yılmaz

30 Eylül 2012 Pazar

Müjde Şiir Güncesinin çakması çıktı !!!...

Arkadaşlar müjde Şiir Güncesi blog sitesinin çakması çıkmıştır...
adresi http://sessizkalp.blogspot.com/  bu da Şairimizin antoloji linki http://www.siirkolik.com/uyeler/23289/sami-kamali/?b=s&s=siirleri
isim tesadüf  hadi temayıda yuttuk... içeriğini doldursaydın keşke
Sami Kamali kardeşimize Allahtan şifa  ,zeka ve başarılar dilerim...

Hoşçakalın...

M. Tanrıverdi

21 Eylül 2012 Cuma

Yağmur... Murathan Mungan


Yağmur Herkese Yağar

Güneş Isıtır Herkesi
Mevsimler Herkes İçindir
Yalnız Çığ Altında Kalan
Sele Kapılan Her Zaman Birkaç Kişi

Herkes İçindir Aşk Da Ayrılık Da



Yalnızca Birkaç Kişi Ölür Acıdan
Eskiden Ölümle Tartılırdı Ayrılık

Kiminin Hayatı Yalnızca Unutkanlıktan

Her Şey, Herkes İçin Değildir Oysa

Kimi Hiçbirşey Ögrenmez Karanlıktan

Yalnızlığı Kullanmayı Bilmez Kimi
Kimi Ayrılamaz Karanlıktan


Yağmur Herkese Yağar

Ama Çok Az İnsan Tutar Yağmurun Ellerini

Onca Şarkı Onca Film Onca Roman
Ama Sevmeye Yetmez Herkesin Kalbi

Çığ Altında Kalan Sele Kapılan

Aşktan Ve Acıdan Ölen


Birkaç Kişi Dünyayı Başka Bir Yer Yapmaya Yeter

Aslında Onların Hikayesidir Anlatılan

Diğerleri Dinler, Seyreder, Geçer Gider
Geçer Gider Herkes

Hikayelerdir Geriye Kalan.


Murathan Mungan

20 Eylül 2012 Perşembe

Mesafe İyidir Ayrılık Değil... İbrahim Tenekeci



Ben hep uzaktakini sevdim,
En dokunulmamış kalanı;
Ulaşamadığımı,
Ulaşılamadığımı,
Vuslatın en acımasızını,
Daimi hasreti sevdim..
Biliyorsun içten içe,
Bu uzaklık hiç bitmesin istedim…

Usulca... Tarık Tufan


 
nasıl dokunursa insan, öyle dokun..
Yavaşca dokun yaralarıma. Yavaşca..
Annesi dün ölmüş çocuklara dokunurcasına, şefkatle..
Bin yıllık mushâfın sayfalarına nasıl dokunursa insan, öyle dokun..
Ben kolayca incinirim bilirsin.
Kolayca hasta olur,
kolayca vazgeçerim zor olan ne varsa.
Kolayca doğmuşum annem öyle söylüyor..
( .... )

Bir nefeste doğmuşum gece yarısı.
Bir nefeste ölürüm biliyorum. Zamansız ölürüm.
Seni zamansız gördüm meselâ.
Zamansız kör oldu gözlerim. Zamansız yaşlandım.
- Tarık Tufan

Dimi...Emrah Serbes



Kar taneleri birbirine benzemez. Sözcükler de benzemez. Ama bir cümle bir başka cümleyi hatırlatır her zaman. Koşan atlar düşen atları hatırlatır.Yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir oğlum.Spermden mezara kadar. Karanlıkta herkesle çarpışabilir insan. Yalan mı söylüyorum yine? olsun. Sen biliyorsun nasılsa. Bir sürü doğru söyledik ama hiç burnumuz kısalmadı.

18 Eylül 2012 Salı

La Tahzen(Üzülme)... Senai Demirci



Üzülme!

Üzülebiliyorsan bir kalbin var demektir. Kalpsizler üzül(e)mezler ki. Ne mutlu sana ki, üzülebiliyorsun. Dokunan var demek ki kalbine. Ya dokunulmasaydı kalbine. Ya hüznün gönül toprağını karmasına izin verilmeseydi. Demek ki gözden çıkarılmadın. Demek ki sen hâlâ bir umut tarlasısın.

Üzülme!

Üzülüyorsan, Biri var ki cılız varlığını düştüğü çamurdan kaldırmak istiyor. Onun için dokunuyor kalbine. Kıymetini bil ki, üzmeye değer görüyor seni. Hüzünlerin kalbinin toprağını allak bullak ediyorsa, sen ekilmeye layık bir topraksın demektir. Kaygıların vuruşuyla tuz buz oluyorsa taş katılığında büyüttüğün güvencelerin, yarılan göğsüne umut fidanları dikiliyor demektir.

Üzülme!

Yüzün yerde geziyorsan, ellerin boynuna sarılı ise, içini ısıtacak haberlerin mürekkebi damlıyor olmalı ömrünün defterine. Kar yağıyorsa güvendiğin dağlara, yarının ovalarında rengârenk çiçeklerin olacak demektir. Hırçın fırtınalar sarsıyorsa sevinçlerinin zirvesini, rüzgârlar dövüyorsa umudunun yamaçlarını, bir yüce dağsın sen demek ki, az bekle, eteğinden serin pınarlar akmaya başlayacak demek ki...

Üzülme!

Üzülüyorsan, şımaramazsın. Kibrin kirli tuzağına düşemezsin. Kendini beğenmişliğin çamuruna dolaşmaz ayakların. Uzak geçersin isyanlı yollardan. Heveslerinin ardı sıra düşüp nisyan uçurumlarının başına sürüklenmezsin. Seni Biri yakınlığına çağırıyor demek ki... Gözden çıkarmamış olmalı seni.

Üzülme!

Üzülüyorsan, bir kutlu teselli kapısının önünde bekletiliyorsun demektir. Gözlerini kaldır vefasız dünyanın eşiğinden. Gönlünün elinden çıkar sebeplerin boş avuntularını. Umudunu kes sahte doymalardan. Yüreğini küstür coşkulardan. Kapı açıldı açılıyor demektir.

Üzülme!

Üzülüyorsan, kaybedeceğin bir şeyler var demek ki... Kaybedeceği bir şeyi olanlar çoktan kazanmışlardır. Eline geçmeyenleri saymakla tüketme nefesini, elindekileri saymaya başla. Hepsini saysan bile, nefesini saymaya nefesin yetmeyecek demektir. Bak işte zenginsin.

Üzülme!

Seni bir "İşiten" var. Seni senin kendini bile sevmenden önce O sevdi seni. Senin kendini bile bilmediğin unutuş kuyularından çekip çıkardı seni. Çektiğin acılara habire meşgul çalan telefonlar gibi kör ve sağır değil O. Yüreğinin her yangınına O yetişiyor. Ayrılıklarına ve sıkıntılarına metal soğukluğundaki plazalar gibi umursamaz değil O. Yitirdiklerinin hepsini sana iade edeceğine söz veriyor. Sevdalarına ve özlemlerine çok seçenekli sınav kâğıtları gibi tatsız ve tuzsuz formüller sunmuyor. Seni herkesten çok anlıyor, seni senin kendini düşündüğünden çok düşünüyor. Gözyaşlarınla imzalayasın istiyor yakarışlarını. Bir ebedî çerçevenin içinde, gösterişsiz bir kullukla fotoğraflamak istiyor seni. Dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor. Keyfinin çatlak kabuklarının arasından sonsuz teselli pınarları akıtmak istiyor.

Üzülme!

Varlığının tenine çiziktir her hüzün. Varlığından haber verir üzüntün. Hatırlar mısın, bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey bile değildin? Hiç umursanmadan çöpe atılabilecek kirli bir su iken sen, yüzüne bir tek O baktı. Kimselerin arayıp sormadığı, önemseyip adını bir kenara yazmadığı o günlerde, senin adını ilk O andı. Hatırını bildi. Seni yanına aldı. Hep yanında oldu. Sen seni unutup da başını yastığa koyduğunda bile, seni her defasında sabaha çıkardı. Sen Onu defalarca unuttun ama O seni asla unutmadı.

Üzülme!

O'nun en sevdiği kulu da yalnız kaldı. Taşlandı. Sürüldü. Yaralandı. Aç susuz kaldı. Yuvasına uzaktan gözleri yaşlar içinde baktı. Mağarada yapayalnız ve korunmasızdı. Senin gibi üzülen yol arkadaşına sonsuz müjdeler veren tebessümüyle fısıldadı: "Lâ tahzen, innAllahe meânâ."

Üzülme!

Kaldır yüzünü yerden. Omuzlarından sarsıp kendine getirmek istiyor seni Sevgili. "Rabbin sana küsmedi ki..." Gözlerinin içine içine bak sevdiklerinin. "Rabbin seni unutup yalnız bırakmadı ki..."

Senai Demirci...

17 Eylül 2012 Pazartesi

Lisan...


''Hâlet-i Ruhaniyem'dir Kelâm Ettiğim Lisân..! Ya O'nadır, Ya O'nunla O'lana, Ya Aşk'adır, Ya da AŞK'la Yanana..!''

Korkma Ölüm Ben Geldim... Mevlana


Gelmez sana bir ziyan bu aşktan gönlüm!

Can gitsede korkma başka bir Candır ölüm..

Hz. Mevlana

Tarif...İskender Pala

Duyduğu ateşi tarif edebilen, yeterince yanmıyor demektir..!

İskender Pala

8 Eylül 2012 Cumartesi

Mavi Gök Orda mı?...Cahit Zarifoğlu


Bakıyorsun kuşlar
Hazır
Sokak lambaları yanık unutulmuş
Bir kadıköy vapuru hınca hınç insan
Çok geçmeyecek
Martılar beyhude turlar atacak
Kıyılar lağım konserve kutuları
Mısır koçanları
Sevgi aranabilir yine
Korkusuzca say koskoca kederlerini
Bir kuyu bulunabilir
Aklımdan çıkmıyorsun
Sen hala dizüstü
Bunca anıyı besleyerek
Sokaklarda avaz avaz konuşarak kendi kendinle
Mektupları öpebilirsin kırmızı dudaklarınla
Görür gibi olarak açıp baktığımı
Bense şöyle diyorum:
Buradan bir acı kanamış boyuna
Kuşlar hazır
Öncü havalanmak üzre
Şehri gelen bir mevsime bırakıyorlar
O vapur hala hınca hınç
Kimbilir herbiri hangi dünyaya sağır
Çok geçmez aradan
Kadınlar kapı önlerinde
Ellerinde meşalelerle
Aydınlatırlar gelip geçen erkek suratları
Yorgun bir sarıyla ben de
Geçeceğim önlerinden
Aklımdan çıkmıyorsun dedim
Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya
Telefonlar yan hücrede çalışıyor
Bense kurşunî bir dere
Ağaçlar hayvanlar bile kaygılı
Onu bir mersedesten indirdi kalçasına kadar açılarak
Yapayaşlı bir rum kadın
Herşeyde yanıp sönen bir kıyamet algısı
Haydi koşayım diyorum belki dağılır
Koşuyorum
Sancağımda kendi rüzgarımla ölgün kıpırtılar
Hayır daha sevgili daha sevimli değil
Ne başka bir gün ne başka bir zaman
Çok geçmeyecek aradan
Şöyle diyeceğim:
Bulutlar açmadı
Mavi gök orda mı ?

C.Zarifoğlu

1 Eylül 2012 Cumartesi

Aynı Anda...Nazan Bekiroğlu


'Aynı şey aynı anda hem en sevilen hem en sevilmeyen olduğunda, cümleyle kalbin arası açılmasın da ne olsun daha? Cümle ile kalbin arası açılınca hem cümle hem kalp bulanır. Kalp daralır, cümle kapanır. Kalbinki yetmezliktir cümleninki kan kaybı.''
...Nazan Bekiroğlu

Bazen kaybetmek en doğru seçimdir...Can Dündar


Her seçim bir kaybediştir. Her tercih bir vazgeçiştir çünkü...
Sabah ise gitmekle, yatakta nefis bir miskinlik fırsatından vazgeçmiş olursunuz.
Kalkar kalkmaz hayat bin bir seçeneği dayar burnunuzun ucuna...
...'Ne giysem' telaşından, öğle yemeğinde 'Ne alırdınız? ' diye başucunuzda biten garsona,
'hangi kanaldaki filmi izlesem' kararsızlığından,
'bize oy verin' diye bağrışan partilere kadar her şey, herkes,
her an sizi ısrarla bir tercihe zorlar. Yastığınıza teslim olmuşsanız,
belki dışarıda ışıl ışıl bir günden vazgeçmiş olursunuz.
Bahar esintileri taşıyan bir elbise belki o gün yaşamınızı ışıldatabilecekken,
ağırbaşlı bir sadeliğe karar vermekle muhtemel bir tanışıklığı tepersiniz.
Belki yemediğiniz musakka, ısmarladığınız İzmir köfteden daha lezzetlidir.
Ya da öbür kanaldaki film, o anki ruh halinize daha uygundur.
Ama yasam, vazgeçtiğiniz şeye ilişkin ipucu vermez.
Geri dönüp, o günü gökkuşağı desenli bir elbiseyle yeniden yasama şansınız yoktur.
Bu seçim oyununda vazgeçtiğiniz şey, seçtiğinizden daha değerliyse pişmanlık kaçınılmazdır.
Ama neyin değerli olduğunun kararı da yine size aittir.
Ve vazgeçtiğiniz şey bazen bir saray, bazen şöhret sahnesinin parıltılı neonları da olsa,
çoğu zaman gözünüz hiç arkada kalmaz.
Çünkü duvarlarına sevdiğinizin kokusu sinmiş
bir ev ya da sevdiğiniz kadınla paylaşamadığınız bir saray
sizin borsada kolay feda edilebilir değerlerdendir.
Hayata bir başka gözle bakmayı öğrendiyseniz,
bu seçimde kazandıklarını sananlara yalnızca acıyarak gülümsersiniz.
Her şeyin sıradanlaştığı bir dünyada bazen kaybetmek en doğru seçimdir.
Ve o dünyada en yerinde tercih; vazgeçiştir.
CAN DÜNDAR

Zaman...Murathan Mungan


Bana zamandan söz ediyorlar
gelip size zamandan söz ederler
yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. hepsini bilirsiniz zaten, bir ise yaramadığını bildiğiniz gibi. dahası onlar da bilirler. ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler,
öyle düşünürler.
bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkartmak, yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden
karşılaşmak kolay değildir elbet. kolay değildir bunlarla baş etmek,
uğruna içinizi öldürmek. zaman alır.
zaman
alır sizden bunların yükünü
o boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar
dibe çöker. hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. bir
yerlerden
bulunup yeni mutluluklar edinilir.
o boşluk doldu sanırsınız
oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir...
Murathan Mungan
 

30 Ağustos 2012 Perşembe

Eğer...Audrey Hepburn


Eğer güzel gözlerin olmasını istiyorsan, İnsanlara iyilikle bak.
Eğer saçların güzel olsun istiyorsan, Bırak çocuklar elerini geçirsin saçlarından.
İnce bir bedense isteğin, Ekmeğini açlarla bölüş.
Ve güzel dudaklara sahip olmak için, Sadece güzel sözler söyle...

Audrey Hepburn

Parayla Neler Alınır...Arne Garborg



Para ile her şeye sahip olunacağı söylenir
Yiyecek satın alabilirsin, ama iştah satın alamazsın.
İlaç alırsın ama sağlık alamazsın.
Bilgi alırsın ama bilgelik alamazsın.
Gösteriş alırsın ama güzellik alamazsın.
Eğlence alırsın ama neşe alamazsın.
Tanıdık alırsın ama dost alamazsın.
Hizmetçi alırsın ama sadakat alamazsın.
Boş vakit alırsın ama huzur alamazsın.
Para ile her şeyin kabuğunu alır ;
Hiçbir şeyin çekirdeğini alamazsın.
Arne Garborg

Yorgunum... Nihat Behram

 

Haydi dedim yüreğim gidelim bu şehirden
bu şehir koparmak istiyor beni özlemlerimden
yorgunum;
çünkü yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var
yine de yaşamaktan duyduğum mutluluğun tadına
düşmanlarım ulaşamazla
r..."
Nihat Behram

24 Ağustos 2012 Cuma

Bilmiyorum..Özdemir Asaf


          
Bilmiyorum ne vardı saçlarında

Rüzgar mı delice eserdi,
Gözlerim mi öyle görürdü yoksa
Saçının her hali hoşuma giderdi
Özdemir ASAF

23 Ağustos 2012 Perşembe

Kırmızı Başlıklı Kurt...


“Kırmızı Başlıklı Kız” masalını bir de kurdun ağzından dinleyelim:


“Her gün yaptığım gibi ormanı temizlemeye çıkmıştım. Orman benim evim, temiz tutmak da görevim. Derken bir kız beliriverdi. Kırmızı başlık ve peleriniyle çok kuşkulu bir görünümü vardı. Kimin aklına gelir bu tuhaf kıyafeti giymek. Bir süre dikkatle izledim bu tuhaf kızı. Elindeki üzeri örtülü sepette kimbilir ne taşıyordu!.. Yanına yaklaşıp ne yaptığını sorunca bana büyükannesinin evine gittiğini söyledi ama gel de inan. Yine de bıraktım peşini kendi işime döndüm. Ama aklım o kıza takıldı bir kez... ‘bir gidip bakayım doğru mu söyledikleri? dedim kendi kendime; gerçekten böyle bir büyükanne var mı? Siz olsaydınız gerçekliğini denetlemek istemez miydiniz? Orman benim evim. Ben hem ev sahibiyim, hem de öteki orman sakinlerine karşı sorumluyum. Neyse uzatmayayım...gittim, baktım ve gerçekten bir büyükanne buldum. Sorduğumda ‘Evet o küçük kız benim torunum’ dedi büyükanne. Ben de sorumlu bir kişi olarak, ‘bu küçük kız yabancılarla konuşulmayacağını öğrenmemiş daha!..’ dedim ve anlattım küçük kızla karşılaşmamı...Büyükanne de ürperdi ve birlikte küçük kıza bir ders vermeye karar verdik. O yatağın altına saklandı, ben onun geceliğini giydim, başlığını taktım ve yatağına yattım. Küçük kız birazdan içeri girdi. Seslendi yanıt verdim. Ne şaşkın bir çocuk! Beni büyükannesi sanıvermişti. Neyse bunlar bir şey sayılmaz, daha neler yaptı bilseniz. Kulaklarımın niçin büyük olduğunu sordu. Ne ayıp şey hiç sorulur mu!..Yine de çocukluğuna verip yumuşak bir sesle ‘Seni iyi dinlemek için...’ dedim.


    Ama bu kez kalkıp da burnumun niçin büyük olduğunu sormaz mı!..yine aldırmamaya çalışırken bu kez de ağzımın kocaman olduğunu yüzüme vurmaz mı! O sinirle ayağa fırlayıp peşinde koşturmaya başladım. Birden ne olsa beğenirsiniz! Bir avcı elinde tüfek kapıdan dalıverdi. Beni ‘Seni hain kurt, büyükanneyi yedin değil mi?..’ diye suçlamaz mı!.. Oysa büyükannenin kılına bile dokunmadım, o da saklandığı yerden çıkıp beni korumaya çalışmadı. Yaşlılık işte, kulakları iyi duymuyor. Ben de canımı yitireceğimi anlayıp pencereden zor attım kendimi. Geçirdiğim büyük korkunun sarsıntısı yetmiyormuş gibi o gün bu gün ormanda bile yüzümü rahat gösteremez oldum. Adım haine çıktı. Yeter artık, ben suçsuzum...”

Uğraşma...Mevlana


                                                           
"Uğraşma boşuna, seni ancak gördükleri ve duydukları kadar anlayacaklar.

Kimse, bir sen daha olamayacak bu dünyada.

Kimse tam anlamıyla sende seni bulamayacak.

Gücün yetmeyecek herhangi bir icat edilmiş dilde kendini tam anlamıyla anlatmaya, gördükleri ancak kendi anladıkları kadarı olacak."

Hz. Mevlâna


Tecrübe...Freud





İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve kronik şüpheci olmayı öğrenir.


Bu gerçekleştiğinde artık ne yazık ki çok geçtir. İnsanların "Tecrübe" dediği şey budur. Kalbiyle bağlantısını kaybetmiş bir insana "Tecrübeli" denir.

SIGMUND FREUD

2 Haziran 2012 Cumartesi

Nedir... Şems



Kalp midir insana sev diyen,
Yoksa yalnızlık mıdır körükleyen?
Sahi nedir sevmek; Bi muma ateş olmak mı,
Yoksa yanan ateşe dokunmak mı?

*Şems-i Tebrizi

Neylersin... Yusuf Hayaloğlu



NEYLERSİN

Bazen acı dinmez, bazen de yağmur
Sevgilim gülümse, her şey unutulur
Suskunuz bu akşam üstü
Hasrete yanmışız, neylersin

Bir gün, bu mahzun sevdadan geriye
Kalırsa, sadece o hüzün kalır..
Sen de anladın ki yapa-yalnızız...
Buluşmamız yasak,
Görüşmemiz uzak...
Devrilmiş kadehler gibi, dönüyor başımız,
Neylersin...

Ah güzelim,
İncinmiş bir sesi vardır yağmurun;
Yanaklarına vurduğunda hissedersin.
Ve bir veda sözcüğü, saçlarına,
Titreyen bir öpücükle dokunduğunda;
Bu anı dondurmaya yetmez nefesin.
Bir film sahnesi gibi
Akar gider ayrılık,
Neylersin...

Biz zaten hiçbir romanda
Kendi hayatımıza rastlamadık.
Bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı.
Ve bitin bulmacalar yarım bırakılmıştı.
Tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız.
Oysa, tuttuğumuz balıkları bile
Yeniden denize bağışlamıştık.
Biz, hayata dair
Hiçbir yanlış yapmamıştık...
Neylersin...

Biz bu sonucu hak etmedik,
Hayır etmedik...
Ömrümüz bu talana lâyık değildi.

Bazen acı vurdu, bazen de yağmur
Hiç gülmedi yüzümüz,
Hiç büyümedi gülümüz...
Bizi yalnızca akşamlar kucakladı,
Biliyorsun,
Sabaha çıkmayan bir yoldu yürüdüğümüz...

Bir gün, bu öykünün sonuna gelince
Ansızın desem ki: hoşça kal canım!
Unutursun,
Mecburen unutursun...
Yıldızlar söner, bu aşk da biter!
Bazı gün hatırlayınca, sessizce ağlarız.
Neylersin...

Ah bebeğim, ah.. .
Kekremsi bir tadı vardır gözyaşının,
Dudaklarına sızınca fark edersin.
İçindeki vurgun aşklar mezarlığında,
Ayrılık, ölümden üste yazılınca,
Gideni durdurmaya yetişmez sesin...
Bir inme gibi
Dolanır bedeninde pişmanlıklar,
Neylersin...

Biz zaten hiçbir sinemaya
Tam vaktinde yetişemedik.
Bütün vapurlar bizden önce kalkmıştı.
Ve bütün biletler biz gelmeden satılmıştı.
Boşuna telaşlarda yorduk günlerimizi.
Oysa Nuh'un gemisinde bile
Bize yer kalmamıştı.
Ve hiçbir mutluluğa adımız kaydolmamıştı.
Neylersin...

Biz bu aşkı sürdüremezdik,
İnan, sürdüremezdik...
Kalbimiz bu heyecana müsait değildi.

Bize hep acılar kaldı, bize hep yağmur...
Unutmasan bile artık
Unutur gibi yapacaksın.
Ve buruşturup-buruşturup attığım kağıtlarda,
Hiç bitiremediğim
Bir şiir olarak kalacaksın...
Yusuf HAYALOĞLU

İlk Önce... Sunay Akın

:)

İlk önce konuşmaktan korkarsın sevdiğinle, sonra ona aşık olmaktan. 
Bunlar neyse de, en son kaybetmekten korkarsın işte...

Sunay Akın

An Gibi... İbrahim Sadri



Ve gözlerin gelir geçer içimden 
Su içerken sen sokulurken ak
şam kızıllığına 
Ekme
ği bölerken 
Yalnızsam, yıllar nasıl geçmi
şse aradan.. 
Unutmak kolay sanmı
şsa şarkılar 
Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı 
Kör olsun sözlerim,unuttuysam adını 
An gibi aklımdasın.. 
An gibi aklımdasın aklımdasın...

İbrahim Sadri

Beni Asıl Hayat Aldattı...Cezmi Ersöz



Bana uzun ve geniş bir kazak ör,
içine bütün sevdiklerini sığdır,
kalbini de koy.
Her atışında kanın kazağıma geçsin,
kana boyasın tenimi,
tenin tenime geçsin..

Kırdıklarımın kanı,
senin kanına geçsin
kanlarımız birbirine karışsın...

Sonra bir yerde buluşalım;
senin kırdıkların,
benim terk ettiklerim,
seni kıranlar, beni kıranlar,
onlara bu geceyi anlatalım...

Beni Asıl Hayat Aldattı / Cezmi Ersöz
 

26 Şubat 2012 Pazar

Bil... Ceyhun Yılmaz


Senin de duyman gerekenleri, sana söylemek içimden gelmiyor.
Seni affetmiyorum, konuşmuyorum ve merak edersen, bil..
Seni seviyorum..!

Ceyhun Yılmaz

Biliyorum... Cezmi Ersöz


Biliyorum konuşacak bir şeyimiz yok,
Ama gözlerini al gel..

Cezmi Ersöz

Sen... Kahraman Tazeoğlu


Sen ıslatmasını bilmeyen bir yağmur oldun her akşam,
Ben ıslanmasını bilmeyen ahmak.
Bu yüzden aşık olamadık sırılsıklam..

Kahraman Tazeoğlu


Bazen... Murathan Mungan


Bazen ona birşeyler yazarsın, yazar silersin..
Yazar silersin.. O hiç birini okumamış olur;
Ama sen hepsini söylemiş olursun.

Murathan Mungan

28 Ocak 2012 Cumartesi

Yalnızım Çünkü Sen Varsın... Kahraman Tazeoğlu


Yalnızım
Çünkü sen varsın.
dağ gibi bir ihanetten düştüm
bu kendime son gelişim

ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime
kendimi suçüstü yakalıyorum
ve kentsizliğimin isimsizliğini
araz´a uyak düşüyorum
gözlerime senden düşler sürüyorum

ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir
nerde kimi üşüyorsun
artık kendini yakan bir ateşim
kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz
şimdi boş duraklara yaslanıyorum
boş kentlere
oysa "gel" desen gelecektim

gün düşlerime dönüşlerimde
bakışın içiyor beni gözlerimden
gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara
uzaklığına uzanıyorum
sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden
ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan
yıkılıyorum şarkılara
"kimseler biliyor"
yalnızlık dostumdu
şimdi korkum oluyor
oysa "gel" desen gelecektim

artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor
güz artığı saçlarımda oynaşan sensizlik
göz karana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan
kendimi yitirdikçe sana gidiyorum
göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum
düş satıcısı ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum
uysal yalnızlıklar satın alıyorum
gülüşümle ödeyerek
ve içimde yalancı bir katil taşıyorum
yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma
cüzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben
kirli sözlerimi temize çekme
avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum
ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam
susuşuna kan döküyor gözlerim
sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun
oysa bilmelisin araz´ım
kimsenin içi görünmez
ve hiç bulamadıklarını
asla yitiremezsin
bak şimdi aramızda sessiz kalıyor
söylenecek bütün sözler

her sabah akşam oluyorsun
alnından ellerine damlıyorsun
yüzündeki yağmurla iniyorsun kente
içine dert oluyorsun kentin
dışına yağmur
yüreğinde dağılıyor kristal şehirler
duvarların kan öksürüyor
beni bir durağa yaslıyorsun
beni bir kente
gidiyorsun
oysa "gel" desen gelecektim

susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın
en susmakta neydi öyle
sen en dinlerken
biliyorum araz´ım
insan kendini bulmamalı, hep aramalı
gittiğin yerden başlıyorum öyleyse
gece cinnetlerimi de alıp yanıma

denize bakmayı bilmeyenler
bir gün mutlaka boğulur
işte bundandır gözlerinden kaçışlarım

siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı

ben şimdi gurbetim
içimde taşıyorum
heba olsa da senlerce yılım
oysa "gel" desen gelecektim

ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep
ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden
şairler ölüdür derler
inanmıyorum

en karanlık ceketimi giyiyordum
ışığa kördüm çünkü
şimdi ise güneşe ilerliyorum
dirilmek için

kimliği paslanıyor eski bir anarşistin
gecenin kör gözünden utanıyorum
gizlilikten ölmek üzere olan bir akrep sızıyor içime
can kaybından ölüyorum
cenazemde namaz kılacağım
zan altındayım
yalanıma inanıyorum

yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan
kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin
kinim kendime
kalemim bitti yitirdi şiirini şuur
öldü kanımdaki mürekkep balığı
solumdaki sise intihar etti intiharlar
bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek
yaşamak için geç bir zaman
ölmek için ise erken

çok davullu bir senfoni sürçüyor
dikiş tutmaz ayrılığımda
kirpiğinden yapılma bir darağacına
geceyi asıyorum
yoksun
bu yağmurlar ıslatmıyor beni
bir durağa yaslanıyorum sensiz

kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor
şimdi herkes biraz sen biraz acı
göğsümde bir vagon
gizli sözler batıyor
fırtınalar çıkıyor üstüme

şakağımda
intihar acemisi bir şairin
delilik provaları
arkandan uluyan kapılardan
söküyorum kokunu
yokluğunu kokluyorum
yokluğunu yokluyorum

çöz gözlerimi senden hadi
ücranda yak bakışımı
gözlerine bekçi sevdam
dünden ve senden kalmayım

içine her düşen
kendi keşfi sanıyor seni
oysa sen
melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin
ve kendini acıtmak istiyorsun
ama güller kendine batamaz
bilmiyor musun
"gel" mi diyorsun

herkes kendi gördüğüne bakar
peki hayatın rüzgarında kime yelkeniz
kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu
hadi en kanadığımız yerden susalım

Kahraman Tazeoğlu/Araz..